Son Yazılarım

Kategorilerim

Arkadaşlarım

Bağlantılarım

7/11/2008 · Kategori: SIIR

Son baharıydı ömrünün, gencecik bir kızın
Son eylüldü hayatında yaşadığı,
Son kış öncesiydi, üşüyeceği
Hastaydı, ölümcül bir hastalığın pençesindeydi
Nice yıllar direnmişti yaşamın tüm güçlüklerine
Savaşmıştı her tür kötülükle, kötülerle.
Ama yenik düşmüştü, kanser denen o illete.
Beynini kemiriyordu her geçen an,
İliklerinde hissediyordu, yorgunluğu, bitmişliği
Çabaladıkça daha çok yoruluyordu, tükeniyordu
Yaşadığı her anın son olduğunu düşündükçe,
Kabullenmek gerektiğini düşünüyordu acı gerçeklerin acımasızlığını.
Kış çoktan geçmiş, ilkbahar gelmişti.
Son ilkbaharıydı, son kez açıyordu iğdeler çiçeklerini
Son bademler yeşermekteydi, son doğum gününü kutlamıştı dostlarıyla, sevdikleriyle
Son yaşını yaşıyordu, tamamlanamayacak olan son yaşını...
Kimi zaman sitemliydi hayata, kimi zamansa sevgi dolu
Yaşamıştı kısa da olsa çok büyük güzellikleri.
Dostları olmuştu, arkadaşları, kıranlar olsa da
Değerli bir ailesi vardı pek çok insandan daha üstün olan.
Yaz başladı, aylardan hazirandı
Hüznü çağrıştırırdı haziran kendisinde
Ayrılıklara gebeydi haziranlar, diğer yanda ise kavuşmalara...
Havalar sıcaktı, ısınmıştı dünya, oysa yüreği...
Zemheriydi adeta yaşadığı mevsimin sıcaklığı.
Günler vardı ebedi yolculuğuna,
Tek başına çıkacağı bu yolculukta isteksizlik hakimdi
Temmuz oldu, Akdeniz'in güneşi bile ısıtamadı buz tutmuş yüreğini,
Yetemedi dondurduğu hayalleri eritmeye.
Acıları dinmez oldu, artmaya başlamıştı hayata olan bağına inat
Dinmiyordu sızıları, sızılar ki, yaşadığı acılara inat, geçmiyordu bir türlü.
Beyni bulanıyordu, en sevdiklerini bile tanıyamaz olmuştu artık
En zorunlu ihtiyaçlarını bile gideremez, destek alır olmuştu.
Yatıyordu bembeyaz çarşaflar üzerinde
Ziyaretine gelen gözler anlatıyordu tüm duyguları
"Vah vah ne hale gelmiş zavallı, ölecek yakında"
Diyorlardı ve biliyordu bunları, gözler yalan söylemezdi asla.
Ağustos sonlarıydı, artık yaşamı bir hastane odasında geçiyordu
Makinelerin seslerini duyumsuyordu, içine akıttığı yaşlarla birlikte
Çok yaşamamaıştı ama, kendince dolu dolu yaşamıştı hayatı
Şairin dediği gibi " Yoğunluğuna yaşamaya çalışmıştı" .
Bir eylül günüydü, son baharın ilk yaprakları dökülmekteydi camdan baktığında.
Bir an durdu sanki dünya, dönmez oldu.
Kendi de bir yaprak gibi savrulmayacak mıydı,
Rüzgar alıp götürmeyecek miydi gücünün tükendiği yere,
Her insan gibi onun da bir miadı yok muydu yaşama dair,
İşte, doluyordu o miad geçen her an.
Baktığı ağaçtaki son yaprak da düşmüştü artık
Ve ölüm kokusu alıyordu hassas burnu
Çok yakındı, hissedebiliyordu
Ekimi göremedi, eylülün son günüydü yaşama gözlerini kapadığında
Geride anılarını topladığı, hüzünlerini paylaştığı kalın bir defter bırakmıştı
Okuyanları hıçkırıklara boğan, gözlerini ıslatan sözlerle dolu
" Hayat bir akarsuya benzer. Küçük bir kaynaktan doğar, beslenir, büyür, bazen eksilir;
bazen eğim onu götürür, bazen o eğimi götürür,
sarp yamaçlardan akar, çağlayan olup köpürür, birden düşüp durulur.
Ama en sonunda, diğerleri gibi aynı yerde son bulur."
Tıpkı kendi hayatı gibi...

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz! Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır

« Önceki :: Sonraki »